Deniz, Kar ve Elmalar
"Canım, içimde bir acı var. Bilmem bunu anlatabilir miyim, gösterebilir miyim sana? Yüreğimin orta yerinden çıkmaya çalışan nefes. Ağzımı açsam gözümden dökülecek damlalar. Yürümeye kalksam titreyecek bacaklar...İnan vücudum parça parça bir yapboz gibi. Elinde kalacağım oynamak isteyenin. Parçalarım düşecek, kaybolacak, bir daha hiç birleşemeyecek sanki. Hatırlar mısın bir defa şubat ortasıydı, deniz kenarındaydık, hava ne kadar soğuktu. Betondan yere oturmuş, ayaklarımızı sallandırıyorduk. Nasıl umut doluydu içim. Bilmem bir daha hiç öyle inanç duydum mu yaşama dair..."
Hangi şubat ayından, hangi deniz kenarından bahsediyordu anımsayamadım. Onunla sahile gideceksek genelde yaz akşamları olurdu. Şubat ortasında niçin sahile inmiş olalım? Bir türlü hatırlayamadım, ama daha da üzülmesin diye sesimi çıkartmadım.
"Topladığın elmalar ne kadar ekşiydi. Bunlar ekşi olur, sevmem demiştim, olsun yine de yersin diye ısrar etmiştin. Sırf sen uğraşıp ağacın tepesinden onları topladın diye oturup yemiştim. Ne kadar ekşilerdi, yolun kenarına fırlatıp atacağım geliyordu..."
Elmalar, topladığım elmalar. Bir kez olsun çocukluğumdan bu yana bir dala uzanıp meyve almışlığım yoktu. Yol kenarı, ekşi elmalar...
"Hele o kış günü, kar lapa lapa yağarken beni tuttun dağın başına götürdün. Kar seversin, sevenler üşümez dedin. İçim nasıl ısındı, hala unutmam inanır mısın? Benim sevdiğimi severdin, ben senin sevdiklerini severmiş gibi yapardım. Bilmem sen de beni kandırır mıydın? O kar kıyamet içinde, hiç mi mutsuz olmadın?"
Düşünüyorum, içinde benim de olduğumu zannettiği bu anılar kimin? Elimi alnına götürüyorum, ateşi iyice yükselmiş. Benden, bizden, yirmi yılımızdan bir kez olsun bahsetmiyor da üç tane hatırayı anlatıp duruyor. Hem öyle şevkle, öyle gözleri parıl parıl. Sanki ölmüyor, yeniden canlanıyor. Kimin bu anılar diye sormaya korkuyorum. Elbet hayalidir diye kendime telkin verirken, ben de yatağın yanında onunla birlikte eriyip gidiyorum...
Yorumlar
Yorum Gönder