Dengesizlikler
Gözümün önünde sıra dağlar gidip geliyor, ben sabit kalamıyorum. Yol boyunca uzanan kuru toprak bana hiçbir anlam ifade etmiyor. Yalnızca gittikçe yolun uzamasını diliyorum. Mantık yanılsın, yollar gitmekle bitmesin istiyorum. Otobüsten indiğim anda gidecek bir yerim olmadığı için bu sert koltuklar bana ev olmuş durumda. Camlara istediğim gibi perdeler takamadım. Hem uzanacak bir yerim de yok. Yanımdaki ev arkadaşım sessiz sakin bir kadın. Saatlerdir tek bir kelime etmedi. Ben konuşmaya değmez miydim? Onun sevdiğim kadın olmasını ne çok isterdim şimdi. Yol sımsıcak gelirdi, otobüs yalnızca evimize giden bir araç...Fakat zaten kaçtığım bu değil miydi? Onu öylece bir parkın ortasında bırakmış, yapamadığımı söyledikten sonra kaçarak uzaklaşmıştım. Şimdi neden ikimizi aynı evde hayal ediyordum? Hem de o artık kendi evinde, bir başkasının yanındayken. Otobüs toprak yoldan ilerliyor, camlar titredikçe zihnim iyice bulanıyordu. Neydi istediğim, bulamayıp buralara geldiğim? Bir viraja giriyorduk şimdi, keşke diyorum içimden, keşke yuvarlansak hep beraber uçurumdan aşağı! Yalnız ben değil, birlikte ölsek şu kadınla beraber. Şoför yavaş yavaş sürüyor otobüsü, bizim ölmemize müsaade etmiyor. Yol tekrar otobana çıkınca bir ferahlama geliyor içime, iyi diyorum, iyi ölmemişim, hava günlük güneşlik. Kadına da söylüyorum, hanımefendi, inince bir çay içmek ister miydiniz? Kadın mahcup, hayır anlamında başını sallıyor. Aman iyi diyorum içimden, zaten çirkin bir şeymişsin. Gideceğim yeri düşünüyorum, elbet bir yer bulurum kafamı sokmak için. Kadın yok, çoluk çocuk yok, tek başıma yaşar giderim. İş olsun da, bir iş olsun yeter. Otobüs hızlanıyor, aman diyorum, kaza yapmasak bari. En ön koltuktan almıştım numarayı, karşı tarafı izlerken bir tırın bize yaklaştığını fark ediyorum. Sol taraftan otobüse hızla çarpıyor, ben bilmem kaçıncı kere, ölüyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder