Bitiş ve Başlangıç
Koşar adım iskeleye doğru gitmekte, vapuru kaçırmamak için bütün nefesini tüketmekteydi. Gittikçe yetişemeyeceğini hissediyor, her an durup vazgeçmeyi düşünüyordu. Yine de belki henüz kalkmamıştır düşüncesiyle omzundan düşmeye çalışan çantasını yol boyunca tutarak koşturmaya devam etti. Nitekim sonunda vapura yetişti, bulduğu ilk koltuğa kendisini atarak derin bir nefes aldı. Dağılmış uzun saçlarını, gözlüğünü gömleğini düzeltmekle uğraşırken sol tarafta birisini fark etti. Adamın ne saatlerce bakılacak bir yüzü, ne de kayda değer kıyafetleri vardı. Yalnızca öylesine birisi, camdan dışarı bakmaktaydı. Fakat inene kadar ona bakmaktan kendisini alamadı. İçinde sıcak, fakat bağırma isteği uyandıracak bir duygu oluştu. İneceği yere yaklaşırken adam ilk defa gözlerini gözlerine çevirdi ve hafifçe gülümsedi. Şimdi hem utanmış hem de biraz ürkmüştü. Onu izlediğini fark etmiş miydi? Yoksa basit bir denk gelme miydi? İkisi de çıkışa doğru yürümeye başladı. Adam önde gidiyor, elinde tuttuğu gazeteye eliyle hafif hafif vuruyordu. Aynı yöne doğru gitmeye başladılar. Adımları, hareketleri, hatta duruşları bile o kadar benzerdi ki, izleyen ve izlenen arasındaki tek fark, izleyiciye gazete gibi gelmeye başladı. Bu garip adımlar giderek daha da tuhaf bir hale geliyordu. Sanki kendisinin gideceği yeri adam önceden biliyormuş gibi onun gittiği sokaklardan geçiyor, neredeyse adımını atacağı kaldırımı bile bilerek seçiyordu. Nihayet bir sokak ayrımına daha geldiklerinde adam bu sefer farklı bir yöne gitmeyi tercih etti. Tam giderken arkasına son bir kez daha, hüzünle bakarak elindeki gazeteyi usulca kaldırıma doğru bıraktı ve yürümeye devam etti. Bu bakışa bir anlam veremedi arkasından izleyen. Sonra gözü kaldırımda kalan gazeteye ilişti. Yaklaştı ve gazeteyi yavaşça eline aldı. Neden içinden bağırma isteği geldiğini şimdi çok daha iyi anlıyor, sayfaya bakarken elleri titriyordu. Bir gün sonra, aynı sokakta, izlenenin cesedini bulmuşlardı.
Yorumlar
Yorum Gönder