Şehrin Sonu
Neredeyse koşarak adımladım o gün şehrin sokaklarını. Bildiğim, ezbere tanıdığım yerler gözüme bambaşka görünüyordu. Meğer her şey ne kadar güzelmiş, yaşamak bu muymuş? İçimden taşan sevinci nasıl durduracağımı bilemiyor, daha doğrusu onu durdurmak istemiyordum. Yolda gülerek yürüyor, bana bakanların şaşkınlığı karşısında daha da keyifleniyordum. Demek ki dedim içimden, mutluluk sahiden de varmış. İnsan böyle hiç beklemediği bir anda, evine varabilirmiş.
Sokağın başına geldim. Geri dönmek, tekrar onu görmek istedim. Gitmişti. Olsun, mühim değildi. Biliyordum, dalga dalga savrulan saçlarıyla tekrar bana gelecekti. Benim yanımda duracaktı. Tanrım, sabahlara benimle uyanacaktı! Keskin bir görüşün düşünceleriydi bunlar. Gerçek değildi, ama gerçek olacaktı. Bu zırvalarla dolu dünyada benim de fazladan bir elim olacaktı.
Yarını nasıl geçirecektim? Bunu düşününce içim sıkıldı. Onsuz bir gün duramayacak mıydım? Bu düşünce bana biraz fazla, taşkınca geldi. İlk defa mı bir insanı sevmiştim? Bayırın başında biraz soluklandıktan sonra dik merdivenleri çıkmaya başladım. Her adımda onun adını sayıkladım. Yol uzadıkça sakinleştim, tepeye vardığımda dönüp kararan şehre baktım. Işıkların ortasında gördüğüm denize, bugüne şükrederek eve girdim.
Yorumlar
Yorum Gönder