Yarım Kalan
“Geminin gittiğini gördün mü?” Her zaman geç kalırdı, buna da geç kalmıştı. “Gördüm,” diyebildim sigaramı hızlıca yere atarken. Sinirlendiğimi fark etmişti. Şimdi bir de haklıymış gibi bana bozuk atacak, üste çıkmaya çalışacaktı. “Ben de vedalaşmak istemiştim,” dedikten sonra ellerini cebine sokarak denizi izlemeye başladı. “Yetişmeliydin,” dedim. “Daima geç gelirsin, olman gereken yerde olmazsın, söylemen gerekenleri söylemeden yarım bırakırsın…” Kafasını bana çevirdi, gözlerindeki kırgınlığı okuyabiliyordum. Onu öyle kırgın görmek içimi burkmuştu. Fakat artık daha fazla susamazdım. Alttan almaktan, her anlamda onu beklemekten yorulmuştum. “Bilerek yapmıyorum, söylemek istediklerimi de yarım bırakmıyorum. Yalnızca bazen yarım bırakılması gereken cümleler vardır.” Belki de haklıydı, ama beni yarım bırakmasını kabullenemiyordum. “Yarım kalmam gibi mi?” Şimdi de o çantasından bir sigara çıkarmış, gözleri dolu dolu içine çekmeye başlamıştı. “Öyle,” dedi yalnızca. Beni avutacak veya umutlandıracak bir sözcük söylemekten kaçınıyordu. Biliyordum, artık onun varlığında bir gölgem yoktu.
Bi var bi yoksun
YanıtlaSildengem bozuluyor.
Sil