Dönüş

Nihayet sonra eriyor onun için bütün bu karmaşa. Neleri geride bıraktığını düşünmeden, neleri kazanabileceğini hayal ederek bavulunu toparlıyor. Oysa kahverengi ufak bavul ona gittikçe daha ağır gelmeye başlıyor. İçine iki pantolon, bir kaç tane de kazak yerleştiriyor. Yalnız çok sevdiği, dört sene öncesinden kalma bir hırkası var. Onu yanına almakla almamak arasında kalıyor. Çünkü sevdiği herhangi bir eşyayı yanında götürmek, buradaki bu kısa hayatını peşinden getirecekmiş gibi hissettiriyor. Bu yüzden yanına almayıp burada bırakmayı daha uygun buluyor. 

Yolu bu yere uğrayan herkesin illa ki bir mektup yazanı, arayan soranı olur diye düşünmüştür gelmeden önce. Ne kadar yanıldığını şimdi elleri boş bir şekilde kapıdan çıkmak üzereyken anlamaya başlıyor. Çünkü dört senedir içerdekilerden başka kimseden bir merhaba almamıştır. Hali hatırı sorulmamış, onun ne feci bir adam olduğu her seferinde sessizlikle anlatılmıştır. Aslında bunu ona kimsenin anlatmaya çalışmasına gerek yok, çünkü o bunu kendisiyle yaşadığı otuz beş seneden beri zaten anlamıştır. Yalnız bu hikayede o, acınacak adam değildir. Üzülmemiz, biraz olsun içimizde insani duyguları yeşertmemiz gerekmez. Hak etmediğini kendisi de bilir, buna gücenmez. Belki onu sevecek birileri bulunur, oysa o, bunu da hak etmez.

Bavulunu kapatıp kapıya doğru yönelir, kimseye selam etmeden adımını sokağın başına atar. Biz onun tam bu noktada bir araba altında kalıp ölmesini dileriz. Oysa o yaşamaya devam eder, biz hikayesine şahitlik ederiz. Hayatımızdan atamadıklarımız gibi yakamıza yapışır, bizi varlığıyla rahatsız etmekten hiç gocunmaz. Bir süre sonra biz de ona alışır, suçlayacak kötü bir adam bulmanın sevinciyle yaşarız.

Yorumlar

Popüler Yayınlar