Denize Doğru

Dalgaların sesinin denize yakınlaştıkça onu böylesine heyecanlandıracağını hiç düşünmemişti. Buraya kadar gelirken aklında tek bir düşünce varsa, o da geri nasıl döneceğiydi. Bir evin içinden çıkmakla, eve girmek arasında dehşet bir fark vardır. İnsan evine kolaylıkla girebilir, fakat içinden çıkması, evini arkasında bırakması mümkün değildir. 

Kapıdan heyecanla nasıl çıktıysa, şimdi tam aksine bütün iç sıkıntısıyla geri dönmenin yollarını arıyordu. Kolayca gidebileceğini zannetmiş, bir anlığına mutlu olmuş, fakat bir kaç sokak geçemeden başının ön kısmına feci bir ağrı saplanmıştı. O an yapamayacağını anlamış, ama yine de devam etmişti. Ayakları şimdi onu denizin kıyısına kadar getirmiş, zihni bir cevap beklemekteydi. Nasıl geri dönecekti?

Aslında onu geri döndürecek hiçbir kuvvet bulunmadığını, hiçbir bağ ile sarıp sarmalanmadığını, gitmesiyle kalmasının arasında hiçbir fark bulunmadığını gayet iyi biliyor, bunları düşünürken gözlerinde yaşlar birikiyordu. Dönmek biri için değil, dönmek kendi güvenli alanı içindi. Dış dünyaya o kadar uzak, o kadar yabancıydı ki, soğuk duvarlarında her gün daha da kaybolduğu evi yeterli bulmaktan başka yolu kalmıyordu.

Oysa insanın iyi hissettiği bir yer olmalı. Orada bulunmak için can atacağı, aynı koltukta belki yüz yıl otursa sitem etmeyeceği, her gün aynı manzaraya baksa gözlerinin yorulmayacağı, kendi seçtiği, kendi istediği bir yer...Dalgaları izledikçe huzur bulacağını düşünmüş, koşup onca yolu gelmişti. İçinden çıkamadığı, içinden çıkaramadığı düşünceler onun peşinden cehenneme kadar geleceği için, ne dalgaların ne de denizin bir faydası olmayacağını ancak anlayabilmişti.

Yorumlar

Popüler Yayınlar